İklim değişikliğinin fiziksel etkileri, merkez bankalarının fiyat istikrarı hedeflerini tehdit ediyor ve bu durum, ekonomideki üretim ve enflasyonu doğrudan etkilemekte.
İklim Değişikliğinin Ekonomik Etkileri Artıyor
21 Ekim 2026 tarihinde Meksika’nın Banco de México’sunda düzenlenen Sürdürülebilir Finans Konferansı’nda konuşan Bank of England’ın Uluslararası İcra Direktörü James Talbot, iklim değişikliğinin fiziksel etkilerinin giderek daha büyük ve yakın hale geldiğini belirtti. 2000’li yılların başından bu yana, hava ile ilgili olaylardan kaynaklanan yıllık küresel zararların 200 milyar doları aştığını ifade etti.
Talbot, aşırı hava olaylarının üretim, çıktı ve enflasyon üzerindeki etkilerinin merkez bankalarının öncelikli hedefi olan fiyat istikrarını tehdit ettiğini vurguladı. Örneğin, Almanya’daki Ren Nehri’nde su seviyelerinin düşmesi, taşımacılık maliyetlerini artırarak sanayi üretimini %1 oranında azaltıyor.
Aşırı Hava Olaylarının Somut Örnekleri
İspanya’nın Valencia kentinde 2024 Ekim ayında meydana gelen aşırı yağışlar, büyük sel felaketine yol açtı. Bu olay, bölgesel GSYİH’nın %20’sinden fazlasına mal olurken, İspanya’nın 2024 yılının dördüncü çeyreğindeki GSYİH büyümesi de %0.1 ile %0.2 arasında azaldı.
Söz konusu ekonomik kayıpların boyutunun, etkilenen haneler ve işletmeler için sağlanan yüksek sigorta koruması sayesinde sınırlı kaldığını belirten Talbot, sel sonrası yaklaşık 250,000 sigorta talebinin yapıldığını ve İspanya’nın Sigorta Tazminat Konsorsiyumu’nun 2025 sonuna kadar 4 milyar Euro’dan fazla tazminat ödediğini ekledi.
Fiziksel Şokların Ekonomiyi Etkileme Yolları
Talbot, fiziksel şokların ekonomiyi çeşitli kanallar aracılığıyla etkileyebileceğini ifade etti. Bu şoklar, sermaye kaybı, iş gücü arzının azalması, üretkenliğin düşmesi ve taşımacılık ile tedarik zincirlerinde yaşanan aksamalar gibi yollarla kendini göstermektedir. Aynı zamanda, talep ve ekonomik aktörler arasındaki güveni zayıflatmakta, kredi koşullarını sıkılaştırmakta ve belirsizliği artırmaktadır.
Özellikle sıcak hava dalgalarının, üretim kapasitesini ve iş gücü arzını düşürerek, ekonomik büyümeyi olumsuz etkilediği ve enflasyonun dalgalanmasına neden olduğu belirtilmektedir. Bunun yanı sıra, kuraklıklar tarımsal üretkenliği düşürerek fiyatları yükseltmekte, sel ve kasırgalar ise sermaye stokunu zarar vererek talep ve yatırımı azaltmaktadır.
Merkez Bankalarının Politika Yanıtları
Talbot, merkez bankalarının bu tür şokların etkilerini değerlendirmek için bir çerçeve geliştirdiklerini açıkladı. Bu çerçeve; şokun boyutunu ve süresini tanımlamak, ekonomiye yayılma yollarını değerlendirmek ve politika yanıtlarını belirlemeyi içermektedir.
Bir şokun doğası belirlendikten sonra, nasıl yayıldığı değerlendirilmektedir. İlk aşamada, bu durum doğrudan fiyat etkileri yaratırken, dolaylı etkiler ve ikinci aşama etkileri de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu süreçte, gıda ve enerji fiyatları gibi unsurların, enflasyon beklentileri üzerindeki etkisi büyük önem taşımaktadır.
Sonuç ve Gelecekteki Yönelimler
Son olarak, Talbot, iklimle bağlantılı şokların düzenli enflasyon tahminleri için neden önemli olduğunu vurguladı. Birçok merkez bankasının artık gıda, enerji ve hava ile ilgili şokların etkilerini değerlendirdiğini belirtti. Bu durum, enflasyon ve çıktı tahminlerini etkilemekte ve ekonomik istikrarı tehdit etmektedir.
Ülkelerin iklim değişikliğiyle başa çıkabilme kapasitesi, ekonomik dayanıklılık, adaptasyon ve sigorta gibi unsurlarla şekillenmektedir. Bu unsurlar, gelecekteki şokların etkilerini hafifletmek için kritik öneme sahiptir.



